1 Kasım 2013 Cuma
25 Ekim 2013 Cuma
gündelik hayat : doğu / batı '09
gündelik hayat: doğu / batı
birbirine benzemez
iki kentten birbirine benzer gündelik hayat görüntüleri aynılık mı farklılık mı
içerir? izmir ve diyarbakır'da çekilen fotoğraflara bakınca bu soru
karmaşıklaşıp cevapsız kalabilir. bu karmaşıklığı devam ettirmek ve
izleyiciyi anlamlandırma sürecinde güdülendirmemek adına, fotoğrafların hangi
kente ait olduğu bu çalışmada özellikle belirtilmedi.
bugün'e nereden ve
nasıl bakarsak bakalım insan denen canlı türü doğuda da batıda da kuzeyde
de güneyde de dayatılmış ve dikte ettirilmiş gerçekliklere mahkum bir hayata
hapsedilmiş durumda. yasal veya meşru bir güce itaat ve bağlılık; tekrarlayan
krizlerle güçlenen bir ekonomik yapı ve bu yapının doğasından gelen her şeyi
metalaştırma süreçleri gündelik hayatın temel belirleyenleri olarak
durmakta. bu belirleyenlerle sınırlandırılmış bir hayatta fotoğraflar ne işe
yarar sorusu biraz mutsuz cevaplara gebedir.
pierre bourdieu
fotoğrafın toplumsal tanımını yaparken "görünür dünyadaki ani
bir yarılma olarak fotoğraf, günlük algılamanın katı ve sıkıştırılmış
gerçekliğini hayali imgeler gibi geçici profillerin sonsuzluğunda eritme
işlevini görür" der. yine de fotoğraf ölü zamanı kaydetmenin gizemi ve
temsili olarak hafızayı var etmede zorunlu ve estetik bir araçtır. yanı sıra,
hoşnut olmadığımız mevcut gerçekliği değiştirip dönüştürmek uğraşında, fotoğraf,
olmazsa olmazlardan biridir.
bu düşünceler
çerçevesinde oluşan ‘gündelik hayat: doğu / batı’ adlı fotoğraf projesi insanlık
durumu’nu araştırırken gündelik olanın sıradanlığı içinden yola çıkarak genel
sonuçlar çıkarma çabasındadır. iki ayrı kentte çekilen fotoğraflar, doğu / batı
ayrımının hiçbir zaman coğrafi bir klişeden ibaret olamamasına rağmen
varolan aynılıklara işaret eder.
suzan orhan
2 aralık 2009 izmir
(bu çalışma, simber atay, nezaket tekin, erdal kınacı ve güzin tezel ile birlikte yaptığımız insanlık durumu adlı ortak projenin parçasıdır. bakınız http://insanlikdurumu.wordpress.com/)
22 Ekim 2013 Salı
21 Ekim 2013 Pazartesi
uyum-poz-an '10
uyum-poz-an
sadece bilim değil hayat
da itaatsiz olana ihtiyaç duyar!
ege’nin küçük bir sahil
kasabasında, durakta bekleyen bir kadının iki görüntüsü / pozu arasındaki farkı
doğuran içsel ve dışsal nedenler neler olabilir?
ilk kare, bütün doğal
varolma hali, dağınıklık ve uyumsuzlukla özel bir insanı işaret ederken; ikinci
karede, bilinçli olarak toparlanıp düzgün (!) kaydedilme isteği gereğince
ortaya çıkmış, herkes gibi olma halinden mütevellit bir uyumluluk sergilenmekte.
iki karede de toplumun en küçük parçası ve toplumsal uyumun en minimal noktası,
bir insan mevcut. kabul edilebilir olma, herkes gibi olma, içsel ve/veya
toplumsal itaatin üretilme nedenleri olarak dururken rıza mekanizması, biat
etme ve itaat gönüllü kulluğun anahtar kelimeleri…
öncesi vardır ama insanların
itaat etmekle kalmayıp boyun eğmeye, hatta kulluk etmeyi arzuladıklarından ta
on altıncı yüzyılda dem vuran etienne de la boetie; iktidar ilişkilerinin en
üst düzeydeki kurumsallaşması olarak devleti işaret ederek gönüllü kulluk kavramını
bulgular, ama asıl üstünde durduğu kulluk edenlerdir. “siz iktidara rıza
göstermezseniz, o kendiliğinden yıkılır” derken uyumlanma ve içsel itaat
kalelerinin insanı mahvedecek öğeler olduğunu, bundan çıkışın olanaklı olduğunu
ifade eder. ve gönüllü kulları suçlar: “size böylesine hakim olan kişinin iki
eli, iki gözü ve bir bedeni var. sizden tek farkı sizin ona sağladığınız
üstünlük. eğer siz vermediyseniz, sizi bu kadar gözetlediği bu kadar gözü
nereden buldu? sizden almadıysa nasıl oluyor da sizi dövebildiği bu kadar eli
olabiliyor? kentlerinizi çiğnediği ayaklar, sizlerin değilse bunları nereden
almıştır? sizin tarafınızdan verilmiş olmasa, üzerinizde nasıl iktidar
olabilir?........siz, zavallı ve acınacak insanlar…o daha güçlensin diye, o
daha katı olsun diye ve tasmanızı daha kısa tutsun diye güçsüzleşiyorsunuz.”
(etienne de la boetie, gönüllü kulluk üzerine söylev)
duraktaki kadının ikinci
pozunda simgeleşen uyumlanma hali ve onun nedeni olan içsel kabuller silsilesi
itaat mekanizmasının belki de en minimal noktası ama asıl tehlike hep o
noktadan başlamıyor mu?
okura not: iki pozun
zamansal dizini farklı olsaydı bu çalışmanın adı uyumbozan olacaktı ama
maalesef olamadı…
suzan orhan
8 ocak 2010 izmir
(uyum-poz-an, 17-28 şubat 2010 tarihleri arasında istanbul'da kargart'da yapılan "toplum düşmanı"nda sergilendi.)
20 Ekim 2013 Pazar
sonbahar '13 (autumn '13)
sarı yaprakların arasında bir yabancı: cd
kanaviçe havuzu
yapraklar arası komik fark
yaprak havuzu
duvar asma klişesi
18 Ekim 2013 Cuma
17 Ekim 2013 Perşembe
28 Nisan 2013 Pazar
bugün '08
“bugün” suzan orhan
bugün, geçip gittiğimiz yollar
üzerinde gördüğümüz yapısal olarak var olan her şeyin sürekli yeniden
üretilerek mevcut sistemin devam ettirildiği bir zaman dilimini tanımlıyor.
"bugün" adlı kavramsal fotoğraf çalışması da, bu yolüstü
görüntülerinden bir kısmının, çağrıştırdığı kavramlarla birlikte sergilenme çabası. tematik koordinatörlüğünü fuat
ercan'ın yaptığı çalışmada fotoğrafın yetersiz kaldığı noktada kelimeler,
kelimelerin kifayetsiz kaldığı noktada da fotoğraflar dillenip günün
şifrelerini açığa çıkarmaya çalışıyor.
çalışma, 2008’de “bugünü anlamak”
temasıyla üçüncüsü yapılan karaburun bilim kongresi çerçevesinde
gerçekleştirildi ve ilk olarak orada sergilendi. ikinci olarak ise 15-21
haziran 2009’da 73. uluslar arası bergama kermesi'nde sergilendi. toplam 24 fotoğraftan oluşan projedeki kavramların röprodüksiyonları -'tasarlanmış eskitim' hariç- sözlükler ve ansiklopedilerden yapıldı. kapitalist işleyişin en önemli ayaklarından biri olan ve 1930'larda kullanılmaya başlanan tasarlanmış eskitim (planned obsolescence) kavramı ise yabancı kaynaklar taranarak oluşturulmuştur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
16.10.2021 Köylü Pazarı, Adapazarı, Sakarya 4 Kilo soğan 10 TL
-
Hatun Aydın (d. 1913 Sivas), denizi ve yüzmeyi seven asırlık bir ruh/beden uyumu. Nazar boncuklu bileklikleri hem süs hem de onu naz...




























